Aşamalar

Adım adım sağlık ve zindelik

Metabolic Balance metabolizma ve beslenme programı temel olarak dört aşamadan oluşur. Hedefe bağlı olarak, bu aşamaların süresi farklılık gösterebilir, özellikle de sıkı dönem (2. aşama) kişiye özel ihtiyaçlara göre uyarlanabilir.

Magnezyum Sülfat veya benzeri bir yöntem ile 2 günlük arınma ve boşaltım
Yağsız sıkı dönem 14 gün sürer. Bu 2 hafta boyunca programa sıkı sıkıya bağlı kalmalısınız. Bazen zorlanabilirsiniz ama buna değer!
Bu süreçte yağ kullandığınız halde programa sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam etmelisiniz. Ancak, zaman zaman gurme istisnalar yapılabilir. Bununla birlikte, gözlemlerimize göre, başlangıçta programa mümkün olduğunca uzun süre, istisnasız olarak bağlı kalan danışanlarımız kalıcı bir başarıya ulaştılar. Metabolizmanız, dengeye kavuşması için ne kadar zaman tanınırsa küçük istisnaları o kadar kolay affeder.
3. aşamada, miktarlar yavaş yavaş arttırılarak programa yeni besinler eklenmektedir. Danışanlar artık besin maddelerine eskisinden farklı tepki verdiklerini, zevklerinin değiştiğini görürler. Eskiden sevdikleri hamburgerleri, tatlıları yemeye arada izin olsa da bunları artık canlarının çekmediğini fark ederler.
Bu aşama metabolizmanın dengesine kavuştuğu dönemdir. Artık danışan neyi nasıl yiyeceğini biliyordur. Danışanların %80'i bu aşamada programlarına bağlı kalıyor ve %20'si kendi yolunu izliyor.
Platzhalter

Metabolic Balance ailesi olarak, vücudumuzun ihtiyacı olan besinleri mümkün olduğunca doğal kaynaklardan almamız gerektiğine inanıyoruz. Besinler ne kadar işlenmiş ve katkı maddesi eklenmişse vücudumuzu olumsuz  etkileme ihtimali o kadar yüksektir. Bu nedenle Metabolic Balance mümkün olduğunca yerel, taze ve doğal yiyecekleri mevsiminde tüketmenizi önermektedir.

Öğünlerin Yerini Değiştirme

Kahvaltı kahvaltıdır

En önemli kural budur. Kahvaltının yerini ancak farklı bir kahvaltı alabilir. Örneğin, programınız yumurta içeriyor ancak kahvaltınızda yumurta yer almıyorsa, yumurtasız bir kahvaltı yapmanız gerekmektedir.

Sabah kahvaltıda tüketilen yumurtanın enflamasyon arttırıcı etki yapabildiği, günün ilerleyen saatlerinde tüketildiğinde ise bu etkinin olmadığı gözlemlenmiştir.

Diğer tüm öğünlerde, gramajlara sadık kalmak kaydıyla yiyecekler birbiriyle yeri değiştirilebilir. Öğle yemeğinde, akşam yemeğine göre 10 g daha az protein tüketilmelidir. Örnek verecek olursak, öğle yemeği için programında 75 g baklagil bulunan, ancak bunu akşam yemeyi tercih eden kişi, akşam yemeğinde 75 + 10 = 85 g baklagil yemelidir. Akşam için planlanan 130 g'lık bir et öğlen tüketilecekse 130–10 = 120 g'a düşürülecektir.

Platzhalter

Karbonhidratlar

Tam çavdar ekmeği

Ne kadar tam çavdar ekmeği yiyebilirim?

  • Bu bilgi programınızda yer almakta, günlük olarak kaç dilim çavdar ekmeği tüketebileceğiniz belirtilmektedir.
  • Dilimler 25g dan  hesaplanmaktadır.
  • Programınızda belirtilen miktarın tümünü tüketmeniz gerekmez ancak belirtilen miktarı aşmamalısınız.

Lütfen sadece %100 çavdar unu ve ekşi maya kullanılarak üretilmiş çavdar ekmeği tüketiniz

Çavdar ekmeği olarak piyasada bulunan ürünlerde genellikle %10 oranında buğday unu da bulunmaktadır. Programınız herhangi başka bir tahıl unu katılmadan sadece %100 çavdar unundan üretilen ekmeklerin tüketilmesine izin vermektedir.

Platzhalter

Programa uygun ürünler:

  • Tam çavdar ekmeği: %100 çavdar unundan yapılmış olmalıdır. Ekmeğinizi satın alırken buğday, şeker ve hazır maya içermediğinden emin olun. Bu tarz sorgulamalar artık eskisi gibi yadırganmıyor. Farklı sağlık sorunları, besin alerjileri veya intoleransları olanların, değişik beslenme tarzı uygulayanların ve bilinçli tüketicilerin sayısı arttığından, besinlerin içeriği ile ilgili sorular günümüzde doğal karşılanıyor.

Programa uygun olmayan ürünler:

  • Karışık tahıllı çavdar ekmeği: %100 çavdar unundan yapılmamaktadır. Karışık un kullanılan çavdar ekmekleri daha yumuşak olur. Bunlarda genellikle buğday oranı yüksek, tam tahıl oranı ise düşüktür.
  • Kepek ekmeği: Çoğu kepek ekmeği aslında hiç kepekli değildir. Çoğunlukla beyaz un, biraz galeta unu ve sıklıkla yağlı tohum kullanılarak üretilirler. Birçoğu hazır maya, çoğu zaman pekmez veya diğer renklendiriciler, tatlandırıcılar ve şeker içerir. Tüketmemiz gereken , sadece ekşi maya kullanılarak yapılmış tam çavdar ekmeğidir.

Ekşi maya nedir?

Ekşi maya, doğal bir şekilde oluşan fermente bir üründür. Ekşi maya kullanılarak ekmek yapımı beceri, deneyim ve zaman gerektirdiğinden günümüzde ekmek yapımında genellikle hazır mayalar tercih edilmektedir. Hatta hazır maya ile yapılan ekmeklere tat vermesi için katkı maddesi olarak az miktarda katıldığı da görülmektedir.

Neden hazır maya değil ekşi maya (uzun süreli fermentasyon) tercih edilmeli?

  • Ekşi maya uzun süreli fermente olan bir ürün olduğundan ekmeğin yapıldığı tahılı ve içerdiği  fitik asidi daha iyi parçalar. Fitik asidin vücuda yararı olmayan mineralleri kendisine bağlama özelliği bulunduğu düşünülmektedir. Ekşi mayayla yapılan ekmek, daha lezzetli, daha sağlıklı ve sindirimi daha kolay olur.
  • Ekşi mayanın uzun fermentasyon süresi, çavdarın pişirilebilir hale gelmesi için ihtiyacı olan süreyi sağlar.
  • Ekşi mayayla yapılan ekmek daha uzun süre küflenmeden taze kalır.
  • Ekşi mayayla yapılan ekmeğin aroması ve tadı daha güzeldir.

Hazır maya kullanımı ekmek üretimini hızlandırır ancak ekmeğin kalitesine ve sindirilebilirliğine zarar verir.

Sauerteig Starter

Metabolic Balance neden sadece tam çavdar ekmeği tavsiye ediyor?

Tam çavdar ekmeği tüketildiğinde, metabolizmanın nişastanın içindeki glikozu ayrıştırarak parçalaması uzun sürer. Bu nedenle, insülin seviyesi çok yavaş yükselir. “Basit karbonhidratlar”da olduğu gibi, insulin hızla yükselip alçalmaz ve açlık atakları yaşanmaz. İnsülinin yavaş yükselmesi sayesinde, karbonhidrat metabolizması uyarılır ve yağ yapımı bloke olur.

Tam çavdar ekmeği sizi daha tok tutar ve daha fazla lif içerir.

Un çeşitleri

Unun tip, içerdiği kabuk ve kepek oranını gösterir. Tip ne kadar yüksek olursa, un o kadar koyu renkli olur ve içerdiği kepek oranı o kadar yüksektir. 1800, 1370, 1150, 997 ve 815'li un tipleri mevcuttur. Karşılaştırma için, buğday  unu, yani normal ev unu, tip 405'tir.

Meyveler

  • Meyveleri asla karıştırmayın.
  • Her öğünde yalnızca bir meyve tüketin. 
  • Her öğünde farklı bir meyve yiyin. 
  • Her gün bir elma tüketin.
  • Meyvenizi asla ara öğün olarak değil, öğününüzle birlikte, yemeğinizin bir parçası olarak tüketin.

Programınızda kuru meyve varsa, 45 g kuru meyveyi aynı meyvenin tazesinin 120 g’ıyla değiştirebilirsiniz. Programınızda taze meyve yer alıyorsa yerine aynı meyvenin kurusunun  tüketilmesi ise kesinlikle yasaktır. Genel olarak, yalnızca programınızda yer alan meyveleri tüketin.

Sebzeler ve salata

Salata ve sebzelerin yerini değiştirebilir ve birbirleriyle karıştırabilirsiniz. Programınızda yer almayan sebzeler ise tüketilmemelidir. Bu arada, patates sebze DEĞİLDİR.

Proteinler

  • Her öğüne bir lokma protein ile başlayın.
  • Lütfen her öğünde sadece bir çeşit protein tüketin. 
  • Lütfen her bir protein türünü günde yalnızca bir kez yiyin.
  • Hem aynı grup içindeki proteinleri (örneğin dana ve koyun eti) hem de farklı gruptaki proteinleri (örneğin etli nohut) bir arada tüketmeyin.

Soya grubuna has özellikler

1 ve 3. soya grubundaki ürünler aynı gün yenebilir, ancak aynı öğünde yenemezler çünkü farklı amino asit yapısına sahiptirler.

  • Grup 1: Soya fasulyesi, soya sütü, soya peyniri (füme de olabilir)
  • Grup 2: Soya yoğurdu
  • Grup 3: Soya sapları, soya filizi

Balık ve Deniz Ürünleri

Bunlar iki ayrı protein grubudur. Bu, aynı gün içerisinde balıklı bir öğün ile deniz ürünü içeren bir öğün tüketebileceğiniz anlamına gelir.

Ancak aynı öğünde bunlar karıştırılmamalıdır, örneğin karidesle birlikte balık yemek gibi.

Balık ve deniz ürünlerinin miktarları aynı olmalıdır.

Protein grupları

  • Et (jambon, kurutulmuş ve tütsülenmiş et dahil, ayrıca devekuşu)
  • Kümes hayvanları (devekuşu hariç)

  • Balık
  • Deniz ürünleri
  • Süt (inek) süt ürünleri (peynir, krema, yoğurt)
  • Koyun ve keçi sütü ürünleri (peynir, krema, yoğurt)

  • Mantarlar (sadece istiridye mantarları ve şitake mantarı, diğer tüm mantarların sebze olduğu kabul edilir)

  • Yumurta

  • Kuruyemiş ve tohumlar

  • Filizler
  • Baklagiller
  • Soya ve soya ürünleri

Yağlar

Sıvı yağlar

Birinci Aşama (hazırlık dönemi) ve onu takip eden Sıkı Dönemde yağ kullanılmasına izin verilmez. Ancak sıkı dönemin ardından yemeklerinize sıvı yağ katmaktan çekinmeyin!

 Şimdiye dek yemeğine hiç sıvı yağ eklememiş olan herkes için, yemekler şimdi daha da lezzetlenecek. Her biri sağlığa farklı yararlar sağlayan çok sayıda yağ vardır ve hepsi kendine has bir tada ve kıvama sahiptir.

Ne kadar yağ kullanabilirim?

Günde 3 yemek kaşığından az olmamak üzere arzu ettiğiniz kadar sıvı yağ kullanabilirsiniz. Danışanlarımızın birçoğu daha fazla yağ tüketmekte ve sonrasında kendilerini iyi hissetmektedir.

Günde en az 1 - 3 yemek kaşığı keten tohumu yağı tüketmenizi öneririz. Keten tohumu yağı, omega-3 yağ asitleri içerir ve yapılan son araştırmalarda diyabet ve Alzheimer hastalığının önlenmesi konusunda etkili olabileceği görülmektedir ancak güvenilir çalışmalar henüz mevcut değildir.

Kızartmalarda/yemeklerde yağ kullanımı

Lütfen, soğuk preslenmiş yağları kesinlikle ısıtmayın. Lezzetlerini ve besleyici değerlerini kaybedeceklerdir. Kızartmalar için ısıya dayanıklı olan doğal hindistancevizi yağı veya saf yağ (sade yağ) öneririz.

Yağ ile lezzet katma

Daha önce sadece salatada ve kızartmalarda sıvı yağ kullandıysanız, sizi yeni bir lezzet dünyası bekliyor. Danışanlarımızın birçoğu yağ ile yemeklerinie lezzetlendiriyor. Kimi de sabahları yoğurduna bir çay kaşığı haşhaş tohumu veya fındık yağı ekliyor, kimi ise kızartılmış balıklarının üzerine bir miktar acı yağ serpiyor. Siz de damak tadınıza göre yağları yiyeceklerinizi lezzetlendirmek için kullanın.

Yağ seçimi

Pek çok zararlı madde yağda çözündüğünden, kullandığınız sıvı yağlar aracılığıyla vücudunuza girebilir. Bu nedenle cam ambalajlı, mümkünse organik sıvı yağları tercih edin.

Yağınızın kimyasal işlem görmediğinden emin olun.

Yağ, ışığa ve havaya maruz kaldığında kalitesini ve tadını kaybeder. Bu nedenle üretimde kapalı sistemler kullanan üreticiler tercih edilmelidir. Öyleyse, tatiliniz sırasında açık değirmen taşları olan küçük bir antik yağ değirmeninde elle yapılan bir yağ alırsanız, aslında çok sağlıklı bir ürün almış olmazsınız.

Öte yandan, küçük yağ üreticileri de, hasatlarını profesyonel kapalı preslere getirerek iyi kalitede yağ elde edebiliyor. Dolayısıyla üreticinin büyüklüğü, ürünlerinin kalitesi açısından kendi başına belirleyici değildir.

Ayrıca yağınızın ambalajına da dikkat edin. Yağınız ışık ve hava ile temas etmemelidir.

Omega 3 ve Omega 6

Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri, metabolik süreçte birbirini etkileyen birçok hayati fonksiyona sahiptir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, kan pıhtılaşması, hücre yenilenmesi, enflamatuar prosesler gibi metabolik süreçler için vazgeçilmez olan hormonların oluşumunun temelidir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin eksikliği büyüme bozukluklarına, cilt değişikliklerine ve enfeksiyonlara yatkınlığa neden olur.

Ancak vücut bunları kendisi üretemediğinden dışarıdan alınmaları gerekmektedir.

Omega-3 yağ asitleri (EPA ve DHA), ton balığı, uskumru, somon veya ringa balığı gibi yağlı deniz balıklarında bol miktarda bulunur. Balık yemeyi sevmeyenler, keten tohumu yağı, kenevir yağı, ceviz yağı veya kolza yağı gibi bitkisel alternatiflere yönelebilir. %50'lik bir alfa-linolenik asit içeriğine sahip olan keten tohumu yağı, bu önemli yağ asidinin en zengin kaynaklarından biridir.

Omega-6’da diğerlerinin yanı sıra linoleik asit ve araşidonik asit bulunur. Linoleik asit temel olarak ayçiçek yağı, aspir yağı, mısır tohumu yağı ve buğday tohumu yağında bulunmakla birlikte daha birçok yağ çeşidinde de vardır.

Otlar ve Baharatlar

Sarımsak, zencefil ve taze otlar, programda yer almasa bile yemeklere tat vermek için kullanılabilir.

Ancak soğan için durum farklıdır; soğan sebze grubundadır ve ancak besin listesinde yer alıyorsa yenilebilir.

Limon ise beslenme listesinde meyve grubunda mevcutsa kullanılabilir ama rendelenmiş olarak az miktarda yemeklere eklenebilir. Lütfen doğal limon kullandığınızdan emin olun!

Kahve

Kahve içme konusu kişinin tercihine bırakılmakla birlikte birçok danışan, beslenme tarzını değiştirirken kahveyi de hayatından çıkarma yoluna gidiyor. Aslında, kahve vücuttaki etkileri ve yetiştirilme şekli göz önüne alındığında tartışma konusu olabilmektedir.

Ancak kahve içmeye karar verirseniz, SADECE YEMEKLERDE veya hemen sonra için. Mümkünse, öğün aralarında kahve içmeyin.

İçtiğiniz kahve miktarını, su miktarınıza saymayın.

Ve lütfen kahvenize süt veya şeker eklemeyin!

 Başlangıçta, birçok danışan kahveyi sade içmek istemiyor ancak hemen hemen herkes buna çok çabuk alışıyor ve bir daha kahvelerine süt, krema veya şeker eklemiyor.